Bugun...
Reklam
Reklam
DÖRT GÜZEL FİLM


Açelya Akkoyun Fuaye sohbetler
 
 

Fuaye Sohbetleri'ne kaldığımız yerden,

sevgiyle, selamla devam ediyorum

DÖRT GÜZEL FİLM

 

Efendim, öncelikle küçük bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Geçtiğimiz ay hem kar hem soğuk havayı yaşadık. İzlediğim filmleri gerek sizlerle paylaşacak olmanın heyecanı, gerekse bu havalarda sıcak bir salonda film seyretmenin keyfini yaşama ümidiyle, ay boyunca sinema salonlarına koştum. Ne yazık ki bazılarında içerisi dışarıdan soğuk olunca, itiraf etmeliyim, film izleme keyfinden de 'soğudum' biraz. Burada yazma fırsatını kullanarak, salon işletmecilerine hatırlatmak istiyorum: LÜTFEN SINEMA SALONLARINIZIN KLİMA AYARLARINIZI KONTROL ETTİRİNİZ!

Gelelim film değerlendirmelerimize...
Ilk filmimiz Son Umut (Water Diviner). Film, geçen ay benim seyretmek için ilk umudum oldu. Açıkcası, Türk Sinemasının, Dünya Sinemasının bi parçası oldugunu net olarak gördüm. Kendimi tarafsız bir bölgede, insan olarak hissettiren, daha da doğrusu "dünyalıyım" dedirten bu başarılı filimde, oyunculuklar çok yalın, ölçülü, kararında, samimi ve inandırıcıydı. Kelimenin tam anlamıyla göğsüm kabardı, gurur duydum. Russel Crowe, gerek yönetmenliği, gerekse canlandırdığı karakterde gösterdiği oğularını kaybettiği toprağı kötülükle yaftalamayıp, nefret duygusundan çok, çözüm odaklı, sevgi dolu bir yüreğe sahip, içinde yaşadığı acı ne kadar büyük olursa olsun çevresine, şefkat ve sevgiyle bakabilen baba rolüyle iyi bir duygu aktarıyor bize. Çok iyi bir oyuncudan yine çok iyi oynamış bir karakter seyretmenin keyfine vardım. Aynı zamanda yüzyıl önce, bu topraklara bireysel seçimleri olmadan, hatta ne için geldiklerini bilmeden savaşmaya gelen Avusturalya evlatlarının artık bu toprakların evlatları olduklarını hissetim. Bu hissin bende oluşmasında Yılmaz Erdoğan'ın oyunculğundaki muazzam samimiyetin çok etkisi var. Sevgili Yılmaz çok eski arkadaşım, daha doğrusu oyunculuk yolunda ilk adımlarımı attığım zamanlar yanımda olan arkadaşlarımdan bir tanesidir. Kendisi, bu ülkede yerini hakedenlerden olduğu gibi, doğru yoldan giderek de herkesin başarabileceğinin en iyi örneklerinden biridir. İzninizle tebrik etmek istiyorum. Ve Cem Yılmaz...Biraz önce Sevgili Yılmaz Erdoğan için hissetiklerim, Cem Yılmaz için de geçerli. Ama şunu eklemeden duramayacağım: Butterfly Effect diye eski bir film vardı. Hatırlarsınız, aynı kişi (Ashton Kutcher) değişik hayatların içinde buluyordu kendini. Ben Cem Yılmaz'ın oynadığı her rolde, hem rolü hem kendisini farklılaştırmasını görmekten çok ama çok mutlu oluyorum. Ülkemizin bu özel yeteneklerinin yer aldığı Son Umut filminde Dünya standartlarını yakalaması çok sevindirici ve umut verici. Bütün oyuncular, yönetim ve senaryo çok başarılı kısacası. Lütfen, ama lütfen seyredin ve ileride izlemek üzere arşivleyin. Emegi geçen herkesi tebrik ediyorum.

İkinci filmimiz Mucize. Mahsun Kırmızıgül'ün bütün filmlerini seyretmiş biri olarak öncelikle şunu yazabilirim: Mahsun Kırmızıgül standardını korumuş. Yine önemli bir konu çerçevesinde bir tek şey üzerinden bir çok şeyi anlatmış. Oyuncular ve oyunculuklar çok samimi ve gerçekçi (filmde yer alan çocukların hepsi o yörenin çocukları olan amatörler). Filmi seyrederken "keşke orda olsam ve çocuklar için daha çok şey yapsam" duygusunu hissetim. Oyuncular iklimden dolayı ağır şartlarda ama duygu dolu performanslar sergilemişler. Emeği gecen herkesin eline sağlık. Ve inşallah film çekmeye devam eder Mahsun Kırmızıgül. Önemli ve değerli konular seçiyor çünkü.

Üçüncü filmimiz Hobbit: Beş Ordunun Savaşı. Kesinlikle gidilmeli! Kelimelerin gücü kadar, görselin gücününün ve daha doğrusu hayal dünyasının aslında gercek olabileceğinin kanıtı bu film. Seyrederken birden Hobbit ruhunda oluyorsunuz. Evet, doğru yazdım, Hobbit. Bundan on yıl önce bana Hobbit ruhu deseydiniz, herhalde rehabilitasyon görmeniz gerektiğini, kibarca söylemenin bir yolunu bulurdum :-) İnsan beynini, ruhunun sınırlarını zorlayan bir film olmuş. Tam bir görsel şölen. Bazı arkadaşlarım filmi çok bilgisayar efekti var diye eleştiriyorlar. Bense olaya şöyle bakıyorum: Bilgisayarla insanoğlunun ahenkli dansını seyretiriyor bu film. Fantastik bir dünya istiyorsanız bundan iyisi uzun zamandır yapılmadı bence. Özellikle sinema salonunda seyretmenizi öneriyorum. Ve çıkınca bedeninizi kontrol edin, belki bir hayal kahramanı olarak orada kalmıştır :-)

Dördüncü film John Wick. Başarılı ve akıcı bir aksiyon filmi seyretmek istiyorum diyorsanız doğru filmdesiniz. Açıkcası ben çok çatışma ve kovalamacadan çabuk sıkılıyorum. Belki kız çocuğu olduğumdandır! Keanu Reeves, Matrix'de büyük bir aksiyon oyunculuğu sergilemişti. Sanki bu filmde de, biraz konu farklı ama karakter aynı gibi geldi bana. Evet biliyoruz iyiler kazanır ama, hani kazanırken de bu katliama ne gerek var! İntikamı anlıyorum da, senin kıydığın her canda bir intikam konusu. Neyse, bir parça sıkıldım filmden galiba. Bu arada yazmadan duramayacağım: Yabancı filmlerdeki aksiyon abartısını görünce, yıllarca saygıdeğer Cüneyt Arkın'nın filmlerdeki kahramanlıklarıyla biraz fazla dalga geçerek, haksızlık ettik diye düşünüyorum.
Bu aylık da bu kadar.

Sevgilerimi ve bütün güzel dileklerimi paylaşıyorum,

Açelya Akkoyun

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI